Son bakışında endişe vardı.
Seni aldattım dedi gözleriyle.
Aldattığı kişinin kendisi olduğunu; yani aldandığını bilecek kadar akıllı, bunu gözleriyle söyleyecek kadar cüretkar, kaybetmeyi reddecek kadar da korkaktı.
Korktuğu, gitmem değildi.
Korktuğu, uzun vakitler sonra sevmekti.
Sevmek ve sevilmekti korktuğu...
Bir törendir hayat, içerisinde bin bir oyun sergilenir. Bizler ise, Mani Teatral oyunun hüzünlü oyuncuları..
11 Eylül 2011 Pazar
25 Ağustos 2011 Perşembe
Bir Adam Gittiğinde
Geçenlerde bir yazı okudum.
'Bir kadın gittiğinde' diye başlıyordu.. Pek ya bir adam gittiğinde?
Bir adam gittiğinde sofra boş kalır, tek başına yemek yemeğe mahkum olursun.
O adamın gitmesini sen istediğinde, 'geri dön' demek istersin çoğu kez, diyemezsin.
Boğazın düğümlenir, dudakların kilitlenir..
Bir adam gittiğinde onun eşyalarını koklarsın zaman zaman,
Gömleklerini giyersin.
Uyurken parmak uçlarını dokunduracağın o adam gitmiştir..
Yatağa çapraz yatmak en büyük şımarıklıkken; büzüşürsün öyle.
Yaşlı, kemikleri erişimiş, saçları ağarmış bir kadın gibi..
Bir adam gittiğinde klozet kapağı kırık, vidalar gevşemiştir.
Pazar kahvaltıları keyif vermez..
Yumurtanı tokuşturacağın bir yumurta daha yoktur, o adam gitmiştir..
Televizyon izlenmez bir adam gittiğinde..
Yerine başka birini koymaya çalışırsın, koyamazsın..
O adam tekdir. O adam senindir.
Kimse onun gibi kokmaz.
Kimse onun gibi bakmaz.
Kimse 'o' olamaz.
O adam gitmiştir!
'Bir kadın gittiğinde' diye başlıyordu.. Pek ya bir adam gittiğinde?
Bir adam gittiğinde sofra boş kalır, tek başına yemek yemeğe mahkum olursun.
O adamın gitmesini sen istediğinde, 'geri dön' demek istersin çoğu kez, diyemezsin.
Boğazın düğümlenir, dudakların kilitlenir..
Bir adam gittiğinde onun eşyalarını koklarsın zaman zaman,
Gömleklerini giyersin.
Uyurken parmak uçlarını dokunduracağın o adam gitmiştir..
Yatağa çapraz yatmak en büyük şımarıklıkken; büzüşürsün öyle.
Yaşlı, kemikleri erişimiş, saçları ağarmış bir kadın gibi..
Bir adam gittiğinde klozet kapağı kırık, vidalar gevşemiştir.
Pazar kahvaltıları keyif vermez..
Yumurtanı tokuşturacağın bir yumurta daha yoktur, o adam gitmiştir..
Televizyon izlenmez bir adam gittiğinde..
Yerine başka birini koymaya çalışırsın, koyamazsın..
O adam tekdir. O adam senindir.
Kimse onun gibi kokmaz.
Kimse onun gibi bakmaz.
Kimse 'o' olamaz.
O adam gitmiştir!
5 Ağustos 2011 Cuma
'Batılı'
Bazen kusmak ister gibi yazasım geliyor. Kelimeler miğdemde büyüyor, ağzıma sığamıyor. İşte böyle zamanlarda lavaboya koşar gibi koşuyorum laptop'un başına ve başlıyorum sözcükleri kusmaya. Sanki saatlerce düşünmüşüm gibi bir an bile duraksamadan yazıyorum.
'Batılı' kim soktu şu batılı sözcüğünü kelime haznemize allah aşkına. Batılı olmak, boynuzlu olmak mı? Batılı olmak rahat, geniş olmak mı? Batılı olmak ahlaksızlıklara göz yummak mı? Batılı olmak, türk melodilerini küçümsemek mi?
'Batılı' kim soktu şu batılı sözcüğünü kelime haznemize allah aşkına. Batılı olmak, boynuzlu olmak mı? Batılı olmak rahat, geniş olmak mı? Batılı olmak ahlaksızlıklara göz yummak mı? Batılı olmak, türk melodilerini küçümsemek mi?
1 Ağustos 2011 Pazartesi
'O'
Yüzündeki hüzün düşündürüyor beni,
Çok az insana şevkat duyduğumu anımsıyorum bakarken,
Yüzümü avuçlarının içine aldığında haykırasım geliyor.
Kızarken bile seviyor diyorum. Çünkü kimse gibi kızmıyor.
Ağzından dökülen ile gözünden süzülen farklı.
Hissediyorum....
Çocuk gibi oluyorum o varken,
Heyecanla başıma gelenleri anlatıyorum.
Anlatırken tükürüklerimi hızlı hızlı yuttuğumu fark ediyorum ki daha çok şey anlatabileyim.
Bir an duruyor.
İsmimle hitap ediyor bir an. Duvara çarpar gibi..
Sonra bir an elimi tutuyor. Umutla, sımsıkı.
Çok az insana şevkat duyduğumu anımsıyorum bakarken,
Yüzümü avuçlarının içine aldığında haykırasım geliyor.
Kızarken bile seviyor diyorum. Çünkü kimse gibi kızmıyor.
Ağzından dökülen ile gözünden süzülen farklı.
Hissediyorum....
Çocuk gibi oluyorum o varken,
Heyecanla başıma gelenleri anlatıyorum.
Anlatırken tükürüklerimi hızlı hızlı yuttuğumu fark ediyorum ki daha çok şey anlatabileyim.
Bir an duruyor.
İsmimle hitap ediyor bir an. Duvara çarpar gibi..
Sonra bir an elimi tutuyor. Umutla, sımsıkı.
14 Temmuz 2011 Perşembe
21yy erkekleri
Kim demiş kadınlar dengesiz diye?
İşte size 21. yy erkeğinin portresi..
2 çeşit yaratılmış olan modellerin kendine has karakteristik özellikleri bulunur.
1)Sözde Maçolar / Çakma Ezelciler
-'Ben biraz maçoyum güzelim, senin gibi egolu kadının altında ezilmem' bu cümlenin arkasına adamda biraz üstünlük beklentisi içerisine giren kadın, sonrasında kendini yemek rezervasyonu yaptırırken, kendi kendini evine bırakırken, birlikte gidilen yemekleri geç, içilen kahvelerde bile hesabın yarısını öderken bulur. Bu sözde maçonun tek maçoluğu etek boyuna karışmak kadardır. Kaldı ki; matematiği de kıt olan bu model, eteğin boyunu da hesaplayamaz ve '-çekiştirerek- ''bak hayatım diz kapağımda'yı hep yer'
2) Entellektüeller
-Sürekli soru sorarak seni alt etmeye çalışan bu model cool'dur! 'Herkes 1000 kere arar, ben 1 kere ararım' tribinde olan bu model, pazardaki rekabet koşullarının henüz farkında değildir. Bu modelin diğerinden en büyük farkı, seni gözünün içine bakarak aldatabilme yeteneğidir. /Bkz. yan sandalyesinde oturan kıza diz kapağını sürterken, sonra dönüp seni öpebilme../ Entellektüeller sana aşk sözleri söylemezler, sözde hissettirdiklerini düşünürler fakat histeriklik aslında sadece onlara mahsustur. Bu modelde hayat daha da müşterektir. Bazen kendini erkek sanıp, pipin olup olmadığını kontrol ederken bulursen kendini. Erkeğin; onu şımartmanı, jestler yapmanı bekler fakat yine herşey %50..
Not: Bunlara ek olarak kadının görevleri vardır.
Para kazanmak, kariyer yapmak, yere atılan çorapları toplamak, her tuvalete girişinde erkeğin damlattığı çişleri çiflemek, güzel yemek yapmak vb
Kısaca beyler, olmaz ha!
İşte size 21. yy erkeğinin portresi..
2 çeşit yaratılmış olan modellerin kendine has karakteristik özellikleri bulunur.
1)Sözde Maçolar / Çakma Ezelciler
-'Ben biraz maçoyum güzelim, senin gibi egolu kadının altında ezilmem' bu cümlenin arkasına adamda biraz üstünlük beklentisi içerisine giren kadın, sonrasında kendini yemek rezervasyonu yaptırırken, kendi kendini evine bırakırken, birlikte gidilen yemekleri geç, içilen kahvelerde bile hesabın yarısını öderken bulur. Bu sözde maçonun tek maçoluğu etek boyuna karışmak kadardır. Kaldı ki; matematiği de kıt olan bu model, eteğin boyunu da hesaplayamaz ve '-çekiştirerek- ''bak hayatım diz kapağımda'yı hep yer'
2) Entellektüeller
-Sürekli soru sorarak seni alt etmeye çalışan bu model cool'dur! 'Herkes 1000 kere arar, ben 1 kere ararım' tribinde olan bu model, pazardaki rekabet koşullarının henüz farkında değildir. Bu modelin diğerinden en büyük farkı, seni gözünün içine bakarak aldatabilme yeteneğidir. /Bkz. yan sandalyesinde oturan kıza diz kapağını sürterken, sonra dönüp seni öpebilme../ Entellektüeller sana aşk sözleri söylemezler, sözde hissettirdiklerini düşünürler fakat histeriklik aslında sadece onlara mahsustur. Bu modelde hayat daha da müşterektir. Bazen kendini erkek sanıp, pipin olup olmadığını kontrol ederken bulursen kendini. Erkeğin; onu şımartmanı, jestler yapmanı bekler fakat yine herşey %50..
Not: Bunlara ek olarak kadının görevleri vardır.
Para kazanmak, kariyer yapmak, yere atılan çorapları toplamak, her tuvalete girişinde erkeğin damlattığı çişleri çiflemek, güzel yemek yapmak vb
Kısaca beyler, olmaz ha!
27 Haziran 2011 Pazartesi
21 Haziran 2011 Salı
Geçiş Üstünlüğü
Tahamülsüzüz çoğu zaman, takıntılıyız..
Uçakta bir çocuk ağlaması,
Bir kadın kahkahası,
Yüksek volümlü bir konuşma,
Otobüs yolculuğu sohbetleri,
Topuk sesi,
Sakız cakırtısı,
Uzun tırnaklar,
Tiz sesler,
Hüzünlü insanlar,
Çok mutlu insanlar,
Şişman insanlar,
Zayıf insanlar,
Zevksiz insanlar,
Egoist insanlar,
Korna Sesi,
Su sesi,
Kadın sesi,
Uzun farlar,
Uzun kuyruklar,
Yelkovan sesi,
Kedi miyavlaması,
Köpek havlaması
Metrodan ine ine bitmeyen insanlar..
Bir düzen içerisinde yaşamak zor geliyor bazen, sinyal vermeden hamle yapıyoruz çoğu sefer. Bazen insan olduğumuzu unutuyoruz...
Uçakta bir çocuk ağlaması,
Bir kadın kahkahası,
Yüksek volümlü bir konuşma,
Otobüs yolculuğu sohbetleri,
Topuk sesi,
Sakız cakırtısı,
Uzun tırnaklar,
Tiz sesler,
Hüzünlü insanlar,
Çok mutlu insanlar,
Şişman insanlar,
Zayıf insanlar,
Zevksiz insanlar,
Egoist insanlar,
Korna Sesi,
Su sesi,
Kadın sesi,
Uzun farlar,
Uzun kuyruklar,
Yelkovan sesi,
Kedi miyavlaması,
Köpek havlaması
Metrodan ine ine bitmeyen insanlar..
Bir düzen içerisinde yaşamak zor geliyor bazen, sinyal vermeden hamle yapıyoruz çoğu sefer. Bazen insan olduğumuzu unutuyoruz...
10 Haziran 2011 Cuma
Bazen
Yıllarca adını dahi bilmediği otellerde uyanmış, hercai..
Perdeleri açık, odası hep aydınlık olsun istiyor.
Ara sıra sigarasını sarıp tüttürüyor, oda da teni gibi tütün kokuyor.
Nadiren gülüyor.
Bazen küstahlaşıyor.
Bazen Sessiz..
Açık perdeden giren rüzgar tenini okşadığında ürpermiyor,
Tüm vücudu nasır tutmuş adeta.
Bazen, dünyanın merkezi görüyor kendini,
Bazense; sen onun dünyanın merkezi olduğunu düşünüyorsun.
Çok kitap okumuyor,
Çok film de izlemiyor..
Aslında hiçbir şey 'çok' değil onda, dümdüz.
Dümdüz olmasını seviyorsun bazen...
Bazense küçümsüyorsun.
Bazen delirtiyor insanı,
Bazen tutsak kalıyorsun.
Perdeleri açık, odası hep aydınlık olsun istiyor.
Ara sıra sigarasını sarıp tüttürüyor, oda da teni gibi tütün kokuyor.
Nadiren gülüyor.
Bazen küstahlaşıyor.
Bazen Sessiz..
Açık perdeden giren rüzgar tenini okşadığında ürpermiyor,
Tüm vücudu nasır tutmuş adeta.
Bazen, dünyanın merkezi görüyor kendini,
Bazense; sen onun dünyanın merkezi olduğunu düşünüyorsun.
Çok kitap okumuyor,
Çok film de izlemiyor..
Aslında hiçbir şey 'çok' değil onda, dümdüz.
Dümdüz olmasını seviyorsun bazen...
Bazense küçümsüyorsun.
Bazen delirtiyor insanı,
Bazen tutsak kalıyorsun.
30 Ocak 2011 Pazar
Gökyüzüne bakarak dans et..
Gökyüzüne bakarak dans et, başın dönsün.
Ellerini açarak dua et, Tanrı görsün,
Dinlerken gözlerinin içine bak, yüzü gülsün,
Ağlarken tebessüm et, acın sönsün..
Mutluysan anı yaşa, bitmez görünsün.
Umutsuzken umud et, kaygın ölsün,
Acı vereni unut, geçmişe gömülsün,
Dostlarınla sohbet et, hüznün bölünsün..
Ellerini açarak dua et, Tanrı görsün,
Dinlerken gözlerinin içine bak, yüzü gülsün,
Ağlarken tebessüm et, acın sönsün..
Mutluysan anı yaşa, bitmez görünsün.
Umutsuzken umud et, kaygın ölsün,
Acı vereni unut, geçmişe gömülsün,
Dostlarınla sohbet et, hüznün bölünsün..
19 Ocak 2011 Çarşamba
Fikirsizler
Pire için yorgan yakanlardır.
Elini ısrarla gökyüzüne uzatanlar mı yoksa?
Az yalakalık çok iş yapanlardır.
Kahve'yi kremalı içenler mi yoksa?
Hesap makinası ile hayatı hesaplayanlardır.
Ben seni aradım sıra sendeydi diyenler mi yoksa?
Hamsiyi kılçığından ayırıp yiyenler.
Onno Tunç bestelerine hüzünlenenler mi yoksa?
Program yapmaya çalışan programsızlardır.
Güzel bir kadın ne derse, dut yemiş bülbül gibi dinleyenler mi yoksa?
Elini ısrarla gökyüzüne uzatanlar mı yoksa?
Az yalakalık çok iş yapanlardır.
Kahve'yi kremalı içenler mi yoksa?
Hesap makinası ile hayatı hesaplayanlardır.
Ben seni aradım sıra sendeydi diyenler mi yoksa?
Hamsiyi kılçığından ayırıp yiyenler.
Onno Tunç bestelerine hüzünlenenler mi yoksa?
Program yapmaya çalışan programsızlardır.
Güzel bir kadın ne derse, dut yemiş bülbül gibi dinleyenler mi yoksa?
3 Ocak 2011 Pazartesi
Damlalar
Beynini uyuşturmak istercesine, duş başlığından fışkıran su ile küvete oturup hayal kurdun mu hiç? Bilinçsizce su tükettiğini düşünüp suçluluk duydun mu peki?
Bence duymalıydın. Fakat duymadın.
Boynundan süzülen su ile aktı..... Yerini hayat dolu, tutkulu damlalara bıraktı.
Kafanı kaldırdın, küvetin camında pul pul asılı damlalara baktın. Hayat dolu, tutkulu ve inatçıydılar.
Bence duymalıydın. Fakat duymadın.
Boynundan süzülen su ile aktı..... Yerini hayat dolu, tutkulu damlalara bıraktı.
Kafanı kaldırdın, küvetin camında pul pul asılı damlalara baktın. Hayat dolu, tutkulu ve inatçıydılar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)