Cumartesi günü Tüyap'ta, Kitap fuarındaydım. Bu sefer, farklı duygular ile gezdim fuarı. Farklı görüler edindim. İmza günlerini tuhaf bulan ben, bu sefer hak verdim yazarlara, karikatüristlere, şairlere... O, binlerce kişilik sırada bekleyen okurlara bile.. Bir insana, o insanın düşüncelerine, beynine, hayal gücüne hayran olmak ne güzel şey. Benim de hayran olduğum Yazarlar, şirler, öykücüler hep olmuştur. Fakat, ne yalan söyleyeyim. İmza kuyruğunda bekleyecek kadar değil.
O günün farklı bir anlamı da vardı benim için. Bana kısa cümleler kumayı öğreten, hüzünlü, mutlu, endişeli anlarımda bana hep destek veren, hıçkıra hıçkıra ağladığımda kafamı omzuna yasladığım, evlerindeyken beni evimde gibi hissettiren, eşi Perran Öztopçu bana ikinci annelik ederken; o ise ikinci babam dediğim, reklam yazarı, öykücü Kadri Öztopçu, Cevdet Kudret ödülleri'nde Öykü dalında ödül aldı o gün.
Kadri Hoca'nın eserinden Gelen Kim? isimli öykü seslendirilirken ise, bir ağlama aldı beni. Bunun nedeni, çok sevdiğim bir insanın başarısını paylaşmak mıydı? Biraz o. Fakat, daha çok öyküydü beni ağlatan. Tijen hanımın sesi ile dinlediğimiz öykü..
O günün anısına, ödül alan eserden bir kesit yazmak istedim..
Kuş Oltası - Gelen Kim?
............
'Suspus. O da, ben de. Öylece ediyoruz akşamı,karşılklı, bakışarak. Diyorum ki, ahir zaman suskunluğu. Ömrümüzün..'
Kadri Öztopçu-Kuş Oltası
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder