İnsanın yaşadığı yıllar bürüt yaşamı, kendine ayırdığı zaman, okuduğu kitaplar, izlediği filmler, yaşadığı aşklar, sevişmeler, hüzünler, ve geri kalanı ise net yaşamı diyorlar. Ne kadar Manidar..
Net bürütün yansıması değil mi? Bürütten arta kalanlar. Tıpkı Vücuda giren besin gibi. Vitamini alıp, posayı atıyorsun. Fakat, yaşamda bazen tersi oluyor. Bakıyorsun ki hep posa, pişmanlıklar başlıyor..
Pişmanlık?
Hem çok uzak, hem çok yakın.
Bir rüzgar esiyor. Ürperiyorsun. Sonra durup etrafına bakıyorsun. Çok kalabalık. Herkes bir şey peşinde. Sense sebepsiz yere mutlu oluyorsun. Neden? Çünkü az önce rüzgar esti. Ciğerlerin oksijen doldu. Ürpertiyi sevdin. Tüm vücudun yanıt verdi rüzgara. Saçların savruldu. Dudakların gerildi. Göğüslerin bile irkildi..
İşte böyle zamanlarda bir şimşek çakıyor beynimde. Bir film karesi.
Annemlerle bir pazar öğleden sonrası, AOÇ (Atatürk Orman Çiftliği)'ne gidiyoruz. Babam arabayı kullanıyor. O zaman hala aileyiz. Annem önde. O zaman bir kardeşim yok. Dondurma alalım mı diyor annem? Benim diyemediğimi diyor, dillendiriyor. Eveeeeet diyorum arkadan. Heyecandan olacak kendimi dikiz aynasının karşısında tam ortaya atıyorum. Annem, Babama diyor ki, 'Çocuk olmak ne güzel Ali. Dondurma için ne kadar mutlu oldu..'
Rüzgar estiği, yağmur yağdığı anlarda veya sevdiğim adama bakarken, veya Annemle kahve içerken, anlık mutluluklarımda hep aklıma bu sahne geliyor.
Pişmanlıklardan uzak dakikalar, koşulsuz mutluluklar yaşıyorum..
ne güzel yazmışsın. okurken ben de hissettim sanırım düşündüklerini.
YanıtlaSilnet yaşam ile brüt'ü ise birbiriyle karıştıranlar var. ikisinin farkının ayırdında olmak güzel
Vadi'cim teşekkürler.
YanıtlaSilSoner'cim haklısın. Yazarken, uçup gitmesinler diye hızlı hızlı post ediyorum.